AHBAP soruşturmasında gözaltına alınan Oğuzhan Uğur’un babası Hasan Atilla Uğur’dan sert açıklama

Img

Haluk Levent’in başkanlığını yürüttüğü AHBAP Derneği adına toplanan bağış paralarının, yöneticilerin kişisel hesaplarına geçirildiği iddiasıyla başlatılan adli süreç derinleşiyor. Soruşturmanın yeni halkasında, BaBaLa TV’nin kurucusu ve sahibi Oğuzhan Uğur da iki gün önce ikamet ettiği evinde gözaltına alındı.

Başsavcılık tarafından yapılan açıklamaya göre, BaBaLa TV’ye ait banka hesabına yurt dışı kaynaklı yüksek miktarda döviz girişi yapıldığı saptandı. Söz konusu transferin gerçekleştiği özel bankanın, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) birimine “şüpheli işlem” bildiriminde bulunmasının ardından gözaltı talimatının verildiği aktarıldı. Diğer yandan, programları yoğun ilgi gören Uğur’un evindeki gözaltı anlarına ait video kayıtlarının basına servis edilmesi ise kamuoyunda yadırgandı.

Yaşanan bu gelişme üzerine, terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ı İmralı Adası’nda sorgulayan emekli Jandarma İstihbarat Albay Hasan Atilla Uğur, SÖZCÜ gazetesine önemli açıklamalarda bulundu. Oğlunun hiçbir yanlış işe bulaşmayacağından emin olduğunu ve ona inancının sonsuz olduğunu belirten baba Uğur, şu ifadeleri kullandı:

“Bizim başımız dik, alnımız açık. Hiçbir şeyimiz, sıkıntılı bir durumumuz yok. Oğlumun evine gelip gözaltına alınacağı, evinin aranacağı söylenirken bunlar kayda alınıyor, daha sonra bir şekilde basına veriliyor. Ne yazık ki bu tür olumsuzluklara artık alıştık. Bunlar memlekette sadece bize yapılmış bir davranış değil.”

“Birçok gazeteci arkadaşa, herkese olan hareketler. Sonuç olarak biz, ekşi yemedik ki midemiz ağrısın. Oğlumla ilgili de prosedür işliyor. Avukatım zaten yanında. Biz de gelişmeleri izliyoruz. En kısa sürede aramıza katılmasını bekliyoruz.”

Daha önceki yıllarda Ergenekon kumpas davası kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen Hasan Atilla Uğur, o dönem gazeteci Saygı Öztürk’e gönderdiği ve Doğan Kitap’tan yayımlanan “Apo Olayının Perde Arkası” adlı eserinde yer alan mektubunda meslek geçmişine ve maruz kaldığı duruma şu sözlerle dikkat çekmişti:

“Saygı Bey; ben yıllarını terör örgütleri ve organize suç şebekeleri ile mücadeleye vermiş ve onların hedefi olmuş bir jandarma albayıyım…28 yıllık meslek hayatım boyunca Allah bana hep kritik görevler nasip etti. Şu anda hem PKK hem DHKP-C ve hem de Hizbullah terör örgütlerinin hedefi durumundayım… Özellikle İmralı’daki terörist başının sorgulanması ile icra ettiğim görev beni hepsinden çok gururlandırmaktadır…”

“Meslek hayatım boyunca aldığım 70’in üzerindeki ödüllerin büyük bir çoğunluğu terörle mücadeledeki başarılarımla ilgilidir. Şu anda ABD-AB emir komuta zinciri ile hareket eden bir linç kampanyasının kurbanı durumundayım… Bu anlamsız tutuklanmadan sonra özellikle İmralı’daki icra ettiğim görev deşifre edilmiş ve çoluğum çocuğum tehlikeye girmiştir.”

“Yıllarca șert güçlerle mücadele etmiş bir Türk subayı olarak hiçbir şekilde korku duymuyorum.. Ne ülkeme ne devletime ve ne de teşkilatıma küskünüm. Ancak; yıllarca tabiri caizse tepelerine bindiğim teröristlerle aynı kefeye konulmak çok zoruma gidiyor…”

yok

Author: Yusuf Kurt