Bolu Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen “irtikap” soruşturması çerçevesinde, Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın da aralarında bulunduğu 19 kişi hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede Özcan’ın 6 kez “icbar suretiyle irtikap”, 3 kez “irtikaba teşebbüs”, 34 kez “nitelikli dolandırıcılık” ve 1 kez “rüşvet” suçlarından toplamda 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı’nın müşteki kurumlar olarak yer aldığı 178 sayfalık iddianamede, 41 mağdur ile 19 şüpheli yer almakta. Tutuklu Belediye Başkanı Özcan, “icbar suretiyle irtikap ve irtikaba teşebbüs”, “nitelikli dolandırıcılık”, “rüşvet” ve “5072 sayılı Vakıf ve Dernekler Kanunu’na muhalefet” suçlarından yargılanacak. Diğer 18 şüphelinin de çeşitli suçlardan cezalandırılması isteniyor.
Soruşturmanın, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığının 24 Mayıs 2024 tarihli ihbarı üzerine başlatıldığı belirtiliyor. Özcan’ın makamında zincir market temsilcileriyle toplantılar yaparak bazı firmalardan Bolu Bel Sanayi ve Ticaret AŞ ile reklam sözleşmesi imzalamalarını istediği ifade ediliyor. İddianamede, bu tür sözleşmeleri kabul etmeyen firmalara daha önce uygulanmayan denetimlerin yapıldığına dikkat çekiliyor.
Ayrıca BolSev AŞ’nin tutuklu yönetim kurulu başkanı Ali Sarıyıldız’ın cezaevinde verdiği ifadenin önemli deliller arasında yer aldığı vurgulanıyor. Sarıyıldız, marketlere sözleşme baskısı yapıldığını ve ihale sahiplerinden sistematik bir şekilde bağış ve reklam sözleşmesi talep edildiğini öne sürdü.
İddianame, “marketler olayı” başlığı altında Özcan, Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can ve diğer şüphelilerin zincir marketleri reklam sözleşmesi yapmaya zorladığını, kabul etmeyenler hakkında yoğun denetimler gerçekleştirildiğini kaydediyor. “Ruhsat olayı” bölümünde ise Özcan ve Can’ın bir müteahhitten ruhsat karşılığında 2 milyon 500 bin lira talep ettiği ifade ediliyor.
Soruşturma kapsamında, BolSev Vakfı’nın sosyal medya üzerinden düzenlediği kurban bağışı kampanyası sonucu toplanan 845 bin lira karşılığında kurban kesimi yapılmadığı, dini duyguların istismar edilerek “nitelikli dolandırıcılık” suçunun işlendiği öne sürülüyor. Ayrıca, belediyeden hak ediş ödemelerinin zamanında yapılmasını sağlamak amacıyla bir şirket yetkilisinden vakfa yardım talep edildiği ve bu kapsamda 10 milyon liralık bir yardım yapılması konusunda anlaşmaya varıldığı iddia ediliyor.